Hedefi: Aşk-ı hürriyet ve fazîleti ta'lim, hürriyet-i fikrîyeyi ve akîde-i cumhûriyeti tahkîm etmekdir.
Yıl
5
---oOo---
Sayı
222 |
Adres: İzmit'de Hür Fikir * Müessisi, sâhibi, başmuharriri: Kılınç Oğlu Hakkı * Tesis târihi: 1924
----------------------------oOo----------------------------
Yıllığı ü., altı aylığı bir buçuk Türk Lirasıdır. Üç aylığı yokdur. Bedeli peşin gönderilmedikce abone kayd edilmez.
----------------------------oOo----------------------------
Cumhuriyet idâreye muhâlif ve aykırı olan yazılarla sâhibi ve imzası gazetece mechûl veya imzasız yazılar kabûl ve derc olunmaz.
----------------------------oOo----------------------------
Şahsiyata dâir ve edebe mugâyir musâhabe ve mübâhâneler içün sütunlarımız kapalıdır.
----------------------------oOo----------------------------
Âdî i'lânların satırından on guruş alınır. On satıra kadar olan i'lânların bedeli maktû'an bir liradır. Devamlı i'lânlar için tenzîlât yapılır. Banka ve büyük ticârethânelerin i'lânatı husûsî ücrete tabidir. Havadis sırasında yazılacak i'lânların satırı bir liradır. Gazete i'lânlar yüzünden mes'ûliyet kabûl etmez. | Temmuz
2
1928
---oOo---
Sayısı
5
Guruşdur
|
Umûr-u tahrîriye ve idâre Müdûri : Kumandan oğlu Kasım Tevfik ---- Yazı ve İdare işleri için
Hür Fikir Müdîrine mürâca'at edilir.
Hür Fikir
Cumhuriyetde Hâkim Kânûndur
Dinim Yaşamaldır
Halaskârımız ulu rehberimizin izinde yürüyen: İctimâ'î, siyâsî, edebî, İnkılâbcı Cumhuriyet Gazetesidir.
Gençler! Köhne bir mâzîye arka çevirerek inkılâba ve cumhûriyete iman ederken: İnzibâta, ahlâka, doğruluğa, seciyenin kuvvetine, ilme de iman ediniz. Ulu mürşidin size tevdî' etdiği büyük emâneti ancak bu silâhlarla mücehhez olursanız müdâfa'a ve himâye edebilirsiniz!
DİNDE İNKILAB!
Neşr Edilen ve Tekzîb Edilen Lâyiha Münâsebetiyle
Başlayan bir inkılâb tekâmül noktasına varmadıkça hiç bir merhalede duramaz, yürür; durdurmak mani' olmak isteyenleri ezer ve geçer.
Esâsen kâinâtın hayâtı bizzat bir inkılâbdır. Büyük Muhammed kitabında "Külle yevmin hüve fî şe'n", "her gün bir şe'ne bürünmekdedir." sözleriyle buna pek güzel işâret etmiştir. O'nun, ictimâi' ve fikrî cereyânları pek güzel kavramış olduğuna şübhe edilmez. Bu vukûfdur ki vahşî Arabistan'da O'nu bir inkılâb yapmağa tahrik etmişdir.
Fakat her nedense ictimâi' ve fikrî tekâmüller ve inkılâblar insân cem'iyetlerinde pek bati' oluyor. Fakat ne kadar bati' olursa olsun ve yine kendileri arasında mukâvemet ve i'tirâza uğrarsa uğrasın aynı noktada ilelebed kalmıyor.
Hindde doğan ilk din orada binbir safhaya girdikten ma'âda garba doğru yürümüş ve her merhalesinde bir inkılâb geçirmişdir. Hatta muhtelif din sistemleri de kendi muhîtinde bu inkılâb sadmesinden kurtulamamışdır. Zâten fikrî ve ictimâî hareketlerde sükûn ve tevakkuf ölüm demektir. İnkılablarda vuku'a gelmekde olan kanlı hâdisât inkılâbın kendisine karşı isyân değildir. Çarpışan şeyler, zümrelerin fikirleri altındaki menfa'atdir. Bu menfa'at ise asıl olarak devâm edip gidecekdir. Her nev'i inkılâblar filan ve falan şahsiyetin münhasıran zâdesi olmayıb bu, o cem'iyetin bir ifâdesidir. Müceddidler başka dürlü doğamazlar.
Konfüçyüs, Mano, Zerdüşt, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed, Lenin, Mustafa Kemâl ve ilh... hep o inkılâb ihtiyâclarının birer ifâdesi olmakdan başka birer şey değildir. Bunlar mensûb oldukları kavîm ve milletlerin dehâlarını temsîl ederler.
Şu isimlerle işâret etdiğimiz mu'azzam vekâyi'-i târihiye -i ictimâi'yi ve fikrî inkılâbların sahneleridirler, bu sahneler ise ebede kadar taaddüd etmekde devâm edecekdir. Binaenaleyh bizde dahî dinde inkılâb mukadderdir; bunu durdurmak için hiçbir kuvvet önüne çıkamaz.
Bundan onbeş sene evvel dini te'sislere ve onları tutanlara karşı i'lan-ı harb eylediği zaman bunun onbeş sene sonra bir zaferle hitâm bulacağını kim tahmîn etmişdir. Fakat bu oldu! Binaenaleyh İslam dininin esâsatına olmasa bile eşkaline bir inkılâb mukadderdir, ve onun zamanı gelmiş ve yaklaşmışdır. Asya'da büyük vekâyi''nin amilleri nasıl Türkler olmuşsa dini bir inkılâbda da âmil olacak yine onlardır.
Diyanet İşleri Reisi bir suâle vermiş olduğu cevâbda dinde bir reform olmayacağını istediği kadar iddi'â etsin. Bunun ne ma'nası ve ne de kıymeti vardır.
Diyanet İşleri Reisinde ve hey'et-i müşâveresinde akl-ı selim hâkim ise bu inkılâb oradan yapılmaya başlamalıdır. Bu müessese fa'âliyete başladığı andan i'tibâren Türk Milletinin darülfünûnları ve bütün ukalâsı onunla berâber yürüyecek ve işinde ona yardım edecektir.
Bugün hiç kimse bir ay oruç tutmaz, hiç kimse beş vakit namaz kılmaz ve onun için beş def'a yarım yamalak yıkanmaz. Kezâ medenî temizliğin ma'nasını bilmiş ve tatbîk etmekte bulunmuş olan bir temiz müslüman yarım yamalak ıslatılarak kirleri kabartılmış murdâr bir ayağın basacağı bir yere temiz yüzünü sürerek secde etmez. Ve ilh...
Bütün bunları kitab ve sünnete uydurarak -çünkü çok şeyler ihtiyâc karşısında uydurulmuşdur- İslam dinini ve ayetlerini bugünkü medenî insânların sevecekleri bir şekle sokmak ihtiyâcı pek âşikârdır; ve bu reform, bizzat dinin menfa'atinedir.
Darülfünûn eminimizin tekzîbine uğrayan lâyiha bizce yüksek bir ma'nayı ve kıymeti hâizdir. Bugün bu işler için balon uçurmaya hâcet yokdur. Çünkü Türk milleti esâsen bu reforma candan intizâr ediyor.
Devlet ve teşkîlâtı tabi'î bu işlerle iştigâl edemez; ederse vazîfe hudûdunu aşmış olur. O, yalnız cereyânları tanzîm ile mükellefdir. Bu ıslâhatı bizzat dindarlar yapacaklardır, bu vazîfe onlarındır.
Müderris Kara Osman
İZMİT'İN KURTULUŞU
28 Haziran alevden bir nûr ve istiklâlin ebedî ışığı gibi parlamışdı. Kalbimizin ızdırâbları bugün ölmez kardeşlere münkalib oluşdu.
28 Haziran İzmit'in kurtuluşu ve hakkın zulme, imanın kuvvete indirdiği yumruk günüdür. İki gâsıb milletin zulmü altında inleyen ve kan sızlayan bu azîz şehir, Anadolu'nun bu en dilruba, feyizli ve müstesnâ kasabası, üçyüz otuz târihinin yirmi sekiz haziranda idi ve şerefli bir halâsa kavuşdu. Rugan çizmelerle bu bâkir sokaklarda dolaşarak sarhoş kafasını taştan taşa çarpan bed tıynet küstahların salyalı yaygaralarına bugün nihâyet verildi ve galiz bir kin ve hırsın zafer neşîdeleri duyulmaya başlandı. Bu i'tibârladır ki yirmi sekiz haziran İzmit ve İzmitliler için, şanlı ve şerefli bir kurtuluş ve i'tila günüdür.
Aziz ürperişlerle tes'id etdiğimiz şu yıl dönümünde çok acı bir hâtıranın da kalbimize hakk olmuş izlerini görüyoruz. O acı hâtıralar ki şu beldenin her sokağında ma'sûm ve bîkes bir Türk yavrusunun veya bir Türk babasının ma'sûm kanıyla yazılmışdır. Yirmi sekiz haziran sabahı şehir başdan başa millî sancaklarla donanmış bu mes'ûd dönümün hâtırasına hürmeten herkes yeni elbiseleriyle sokağa çıkmışdı. Tam saat dokuzda belediye dâiresinin önü askerler, bahriyeliler, mektebliler ve kesîf bir halk kitlesi tarafından çevrilmişdi.
İhtiramla ve kâimen İstiklâl Marşımız dinlendikten sonra belediyemiz nâmına Mu'allim Hilmi'nin kürsü-i hitâbete çıkarak sebeb-i ictimâi'yi pek uzun bir hitâbe ile îzâh etdi. Müte'âkiben önde müzika olduğu halde vâli-i vilâyet Eşref Beyle bil'umûm müessesât teşekküller a'zaları Türk Ocağı ve Halk Fırkası önüne geldiler. Burada ocak reisi Salih Zeki Bey kendisine has olan selâsetiyle coşkun hem veciz bir hitâbe îrâd etdi.
Vatanlarının kurtuluşunu tes'id eden ve nâmerd düşmanımızın mağlubiyet-i kat'isini görmekle istiklâl ve hürriyetin sonsuz sa'âdetine ilk def'a mazhar olan İzmitliler, sa'âdetten yaşarmış gözleriyle makâm-i vilâyetin önüne geldiler, burada İzmit halkı nâmına kürsi-i hitâbete çıkan kumandan oğlu Kasım Bey, bütün milletimizin vecd, heyecan asabiyetle üzerine titredikleri cumhûriyet hükümetine ve erişilmez zannedilen zaferleri topukları altında ezen cumhûriyetin ebedî yıldızı ve daha şahikası büyük Gazi'ye İzmitlilerin minnet ve merbûtiyetlerini; veciz, selis, ve coşkun bir hitâbe ile ifâde etdi. Burada, azîz cumhûriyet hükümetimizin büyük kapısında Kasım Bey hitâbe îrâd ederken hürriyetin ilahî aşkıyla yanmış sîneler heyecana gelmiş, istilânın bin azabı ve yüz bin ukûbetini çeken bir çok ana ve babalar hüngür, hüngür ağlıyorlardı. Halkın samîmi ve kalbi hissiyâtına tercümân olan kumandan oğlu Kasım Beyden sonra cumhûriyet hükümeti nâmına valimiz Eşref Bey yapılan tezâhürattan dolayı ahâliye gür sesi ve selis üslûbuyla teşekkür eylemiş ve bu mes'ud yıl dönümü münâsebetiyle kendilerini tebrik eylemişlerdir. Bundan sonra hey'et-i müzikası ahâli ve çocukları hep birlikte fırka karârgahı önünü gidildi, sıraya dizilmiş tunç yüzlü kıvılcım gözlü askerler karşısında yine kumandan oğlu Kasım Bey Türk ordusunun, beşeriyetin ihtişâmlı târihindeki parlak ve cihânşumül kıymet, kudret ve seciyesini canlı kelime ve cümlelerle ve gençliğe yaraşan bir üslûbla bütün halk nâmına ifâde eylemiş ve azîz askeleri çok coşkun bir hitâbe ile selâmlamışdır. Burada on dakika kadar istirahat edildikten sonra, İzmitimizin istirdâdına tekaddüm eden günlerde, hâin düşmanların bigayr-i hakkın şehîd etdikleri azîz kardeşlerimizin kabirlerini ziyârete gidildi. Burada da Türk Ocağı nâmına kumandan oğlu Kasım Bey kısa bir hitâbe ile İzmitin sûret-i işgâl, fecayi' ve istirdâdını telhis eylemiş ve azîz şühedâmız önünde
(alt tarafı dördüncü sahîfededir)
İKTİSAD VEKİLİ
Rahmi Bey tedkîkâtta bulunmak üzere Adapazarı'na geldi.
İktisad vekîlimiz Rahmi Bey, geçen gün vilâyetimiz mıntıkasında tedkîkâtta bulunmak üzere Adapazarı'na gelmiş ve bütün havâli hakkında muktezî-i ma'lûmâtı almışdır. Rahmi Bey Adapazarı'nda vâlimiz Eşref Bey tarafından istikbâl edilmişler ve memleketin hayât-ı iktisâdîye ve ticârîyesi hakkında îcâb eden îzâhâtı vermişlerdir. Vekil Bey, aynı zamanda vilâyetimizin ma'rûf tüccârlarıyla da temâs etmiş ve vilâyetmizin ticâreti hakkında tüccârlarımızın da fikirlerini almışdır. Vekil Bey'e Adapazarı'nda belediye tarafından bir ziyâfet keşîde edilmişdir.
İktisad vekîlimiz vilâyetimiz hakkında kâfî tedkîkâtta bulunduktan sonra Ankara'ya müteveccihen ayrılmışdır.
MÜDDEİ UMÛMÎ GELDİ
Mehmed Ali Bey'in mahall-i ahire ta'yîn edilmesiyle birkaç aydan beri münhal bulunan şehrimiz müdde'î umiliğinden, Mustafa Lütfi Bey ta'yîn olunmuşdur.
Kıymetli bir adliyeci olan Mustafa Lütfi Bey aynı zamanda inkılâbın da ma'nasını anlamış bir prensib ve kânûn adamıdır. Bulunduğu me'muriyetlerde istikâmet ve ilmiyle temâyüz eden genç adliyeci, şehrimize Aydın vilâyeti müdde'î umûmîliğinden naklen ta'yîn olunmuşdur. Yeni vazîfesinde muvaffakiyet, halk ve inkılâb için de müfîd olmalarını temennî ederiz.
TÜRK OCAĞININ
İdare-i Me'muriyeti de İlga Edildi
Türk Ocağının ba'zı umûr ve husûsâtını tedvîr etmek için istihdâm edilmekte olan idâre me'mûrînin adem-i lüzûmuna binâen ilgâ edildiğini mevsûken istihbâr eyledik.